Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan terör örgütü PKK/YPG’ye operasyon sinyali: Suriye’de güvenlik kuşağının halkalarını yakında birleştireceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13. Büyükelçiler Konferansı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özellikle İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepki gösteren Erdoğan, “Türkiye Gazzeli kardeşlerinin yanındadır. Kundaktaki bebekleri öldürmenin hiçbir bahanesi olamaz. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa bizim kırmızı çizgimizdir” ifadelerini kullandı.

“GÜVENLİ HAT KURMA KARARLILIĞIMIZ BAKİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyaya seslendiği konuşmasında terör örgütü yuvalarını temizlemek amacıyla Suriye’ye planlanan olası operasyon hakkında da konuştu. Cumhurbaşkanı, “Ülkemize, insanlarımıza yönelik terör tehditlerini ortadan kaldırmaya kararlı olduğumuzu tüm dünya biliyor. Güney sınırımız boyunca 30 km derinliğinde 30 km boyunca güvenli hat kurma kararlılığımız bakidir. Suriye’de terör örgütünün yuvalandığı son bölgeleri de temizleyerek, bu güvenlik kuşağının halkalarını inşallah yakında birleştireceğiz. Türkiye coğrafi konumu itibariyle ne Batı’ya ne Doğu’ya sırtını dönemez. Türkiye’nin güvenliğine tehdit saçan terör örgütlerinin üyelerine taziye mesajlarının gönderilmesinin açıklaması olamaz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“İki yıl aradan sonra sizleri yeniden Cumhurbaşkanlığında ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Büyükelçiler Konferansı’nın ve yapacağımız istişarelerin ülkemiz, milletimiz ve hariciye teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Dışişleri Bakanımın şahsında konferansın icrasında emeği geçen, değerli fikirleriyle programa katkı sunan herkesi şimdiden tebrik ediyorum. Dünyanın dört bir köşesinde görev yapan devletimizi gururla temsil eden büyükelçilerimizin tespit, teklif ve değerlendirmelerinin son derece kıymetli olduğuna inanıyorum. Sizlerden bu süreçte görüş ve kanaatlerinizi açık yüreklilikle paylaşmanızı özellikle rica ediyorum. İlk kez 2008 yılında düzenlediğimiz Büyükelçiler Konferansı’nın önemi aradan geçen 14 yıllık süre zarfında çok daha iyi anlaşılıyor. Her yıl küresel diplomasinin fotoğrafının çekildiği konferans vesilesiyle hem geçmiş yılın muhasebesini yapıyor hem de ülkemizin tehditler ve fırsatlar karşısında daha hazırlıklı olmasını sağlıyoruz.

“SAMİMİ FİKİR TEATİSİNE İHTİYACIMIZ ORTADADIR”

Büyükelçilerimizin kendi aralarında tecrübe ve bilgi paylaşımına imkan veren devletimizin diğer kurumlarıyla koordinasyonunu artıran konferansın idari yapımızda önemli bir ihtiyacı giderdiğini görüyoruz. 2023 ve ötesinde akil ve müşfik Türk diplomasisi temasıyla gerçekleştirilen 13. Büyükelçiler Konferansı’nın da daha öncekiler gibi verimli, ufuk açıcı tartışmalara zemin teşkil edeceğini düşünüyorum. Bilhassa bölgemizde ve küresel ölçekte yaşanan kritik gelişmeler dikkate alındığında samimi ve içerikli fikir teatisine olan ihtiyacımız ortadadır. Merhum Cengiz Aytmatov’un ifadesiyle bir günü bir asra bedel olan bu dönemlerde en küçük bir hatanın, ihmalin sonuçları çok ağır olacaktır. Bunun önüne geçmek ise ancak istişare kültürü ve iş birliği ruhunun içselleştirilerek bakanlıklarımız arasında güçlendirilmesiyle mümkündür. Bürokratik oligarşinin sembollerinden olan kurumsal taassubun geçmişte ülkemize yüklediği faturaları hepimiz gayet iyi biliyoruz. Türkiye sadece devlet organlarında eşgüdüm eksikliğinin değil, rekabetin güç savaşının, çekişmenin hatta çatışmanın bedelini ödemiş bir ülkedir.

“BİRÇOK KARANLIK ODAKLA KARŞILAŞTIK, MÜCADELE ETTİK”

İlk göreve geldiğimizde bu sorunla maalesef biz de pek çok defa yüzleştik. Kendini milletten, milletin yetki ve sorumluluk verdiği siyasi iradeden üstün gören elitist zihniyetin engellemelerine maruz kaldık. Devletin içine sızmış örgütlerden farklı menfaat gruplarına kadar birçok karanlık odakla karşılaştık, mücadele ettik. 27 Nisan bildirisinden 7 Şubat MİT krizine, 17-25 Aralık girişiminden 252 vatan evladını şehit verdiğimiz 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsüne kadar devletin içine çöreklenmiş yapıların hedefi haline geldik. Milletimizin güçlü desteği ve demokratik zeminde yürüttüğümüz kararlı mücadele sayesinde hamdolsun tüm saldırıları boşa çıkardık. Devletine ve milletine bağlı, vatanperver bürokratlarımızın da çabalarıyla ülkemize tarihi önemde eserler, hizmetler, yatırımlar kazandırdık.

“TÜRKİYE EN BÜYÜK SAĞLIK KRİZİNİ BAŞARIYLA YÖNETEN SAYILI ÜLKEDEN BİRİ”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerek Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve diplomatik olarak bedel ödeten vesayetçi yaklaşımları tamamen rafa kaldırdık. Karar alma süreçlerini hızlandıran, yönetimde çift başlılığa son veren bu sistemin özellikle avantajlarını bilhassa salgın döneminde bizzat müşahede ettik. Türkiye son asrın en büyük sağlık krizini başarıyla yöneten bir kaç ülkeden biri oldu. Kendi insanımıza sahip çıktığımız gibi bizden talepte bulunan 161 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa destek gönderdik. Gerek vatandaşlarımızın diğer ülkelerden tahliyesi gerekse yardımların ulaştırılması noktasında fedakarca çalışan milletimizin yüzünü ağartan siz büyükelçilerimizi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum. Burada yakaladığımız başarıyı bölgemizde gerilimlerin azaltılması ve barışın tesisi yolunda da sergilemenin gayretindeyiz.

Çevremizde barış ve iş birliği kuşağı oluşturma, iyi komşuluk ilişkilerini geliştirme anlayışıyla hareket ediyoruz. Yaşadığımız acı tecrübeler özellikle bize savaşı kazananın, adil bir barışın da kaybedeninin olmayacağını göstermiştir. Çocukların daha ömürlerinin baharındayken can verdiği bir ortamda kimsenin kendisini güvende hissedemeyeceği açıktır. Rusya- Ukrayna savaşında ilk günden itibaren hep bu hususa dikkat çektik. Hem sayın Zelenski ile hem sayın Putin ile olan görüşmelerimizde sorunların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğinin altını çizdik. Önce Antalya’da ardında da İstanbul’da yapılan temaslar umutların yeniden yeşermesine sebep olmuştu. Fakat sahada yaşanan müessif gelişmeler dolayısıyla oluşan müspet atmosferi kalıcı ateşkese tahvil etmek ne yazık ki mümkün olmadı.

“TAHIL KORİDORU MUTABAKATININ HAYATA GEÇİRİLMESİNİ TEMİN ETTİK”

Elbette bizim gibi barışı savunanlar kadar savaşın uzamasını her iki taraf için daha yıpratıcı hale gelmesini isteyenler de vardı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen çabalarımızı sürdürerek Tahıl Koridoru Mutabakatının hayata geçirilmesini temin ettik. Şu anda bildiğiniz gibi gemiler geliyor. Böylece gıda krizinin kapıda olduğu bir dönemde dünya arz güvenliğine katkıda bulunduk. Şimdiye kadar ciddi bir sıkıntıyla karşılaşmadan bu mutabakatı işletmeyi başardık. Bölgemizde sulhu sükun hakim olana kadar da mücadelemizi sürdüreceğiz.

“İSVEÇ VE FİNLANDİYA’YA NET TAVRIMIZI SÖYLÜYORUZ”

PKK’lıların sokaklarında cirit attığı, her yıl ciddi miktarda haraç topladığı, eylem yaptığı devletlerin üyelikleri NATO’ya fayda sağlamayacağı gibi temsil ettiği değerlere de zarar verecektir. İsveç ve Finlandiya’ya net tavrımızı söylüyoruz. Sözler yerine getirilmeden Türkiye bu ülkelerin üyeliğini kabul etmeyecektir. Karşılaştığımız çifte standartlara rağmen Avrupa Birliği hedefimizden vazgeçmedik. Dernekler ve camiler üzerinde giderek yoğunlaşan baskıları etkisiz hale getirmenin çaresine hepimiz bakmalıyız. 2023 seçimleri öncesinde büyükelçilerimizin mesuliyetleri de artmaktadır. Bu seçimlerin ülkemize, milletimize, demokrasimize yakışır şekilde düzenlenmesinde sizlere çok önemli görevler düşüyor.”



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.